Kemanda Batı Müziği ve Türk Müziği Akordu

Mezopotamya ve Mısır’da yedi sayısının çok büyük önemi vardır ve bu uygarlıklar kendilerinden sonra etkinlik gösteren uygarlıkları ve kültürleri de büyük ölçüde etkilemiştir. Nitekim daha sonraları Yunanlıların da yedi sesli bir gama sahip olmaları bunun bir sonucudur.  

Sadece bu kadar da değil Mezopotamya ve Mısırlılar gibi eski Çinli ve Hintliler de oktav, beşli ve dörtlü konsonan aralıklarını biliyor ve bunları bazı gam sistemlerinin başlangıç noktası olarak kullanıyorlardı…

Kemanda Akordlar

Batı müziği de tonalite sistemi içerisinde, yedi sesli gamı temel almış, ancak tonal müzikte gam, majör ve minör olmak üzere düzenlenip, minör gam doğal, armonik ve melodik olmak üzere üç farklı biçimde oluşturulurken, geleneksel Türk müziğinde gam, makamsal diziler olarak oluşturulmuştur ve çok yüksek bir sayıya ulaşabilmiştir.

Müzik Programcıları ve müzik arşivcilerine göre, Türk musikisinde tarih boyunca icat edilmiş makam sayısı, 10 kadarı 20. yüzyılda icat edilmiş olmak üzere 593’tür. 40 bin civarında parça üretilen bu makamlardan 300 civarı en az bir beste ile günümüze kadar ulaşabilmiştir ve bugün kullandıklarımız ise ancak 70-80 kadardır. Makam sayısının bu kadar yüksek olmasının sebebi ise padişahların sanatkârlar arası rekabeti yüksek ödülle hızlandırmış olmalarına bağlanmıştır…

Majör ve minör dizilerin ortaya çıkmasında ise sansibl ses belirleyici bir rol oynamıştır: Modların çöküşü, moda yabancı sansibl notaların eklenmesi yoluyla olmuş… Otantik yedilinin yerine diyezin konulması ile kromatikliğe yol açan ekstra bir nota ortaya çıkmıştır… Değiştirici işaretlerin kullanılması ile birlikte de kilise modları dünyasının sonu gelmiş ve majör ve minör gamların dünyası doğmuştur. Ancak, tonal sistem tamperaman ses düzeni ile dizileri majör ve minör ile sınırlandırırken, müziği daha zengin bir dizi çeşitliliği içeren makamsal bir sisteme yönelmiştir.

Bu anlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun Türkiye’nin sanat alanında en aktif dönemlerinden biri olduğu bir sır değildir. Müzik açısından, 13. yüzyıl bir müzik sistemizasyonu getirmiştir, yani Türkler Asya ve Anadolu’nun makamlarını(çeşitli modlar veya ölçekler sistemi) alarak yaratıcı bir şekilde yükseltmişlerdir.

14. ve 15. yüzyılın sonlarında, Osmanlı müziği ve sistemleri üzerine araştırmalar ortaya çıkmaya başladı ve bu daha sonra özellikle saray konservatuarında müzik öğretimi ile sonuçlandı. İmparatorluğun getirisi olarak; Antik Anadolu kültürel mirası korunup daha da keşfedilirken müziğin Osmanlı seçkinlerine yayıldığı yer de saray oldu…

Keman Akord Sistemi

Geleneksel olarak Osmanlı Klasik müziğinde tanbur (uzun boyunlu ud), ney (bir tür flüt), kemençe (bir tür keman), ud (kısa boyunlu ud), kanun (mızraplı kanun), ve keman yerini korumuş ve Osmanlı müziği, Osmanlı medeniyetinin genel resminin ayrılmaz bir parçası ve en değerli meyvelerinden biri olmuştur… 

Diyebiliriz ki, Batı müziği ile Türk müziğini birbirinden ayıran en temel özellikler, makam ve ton kavramları etrafında şekillenmiştir. Üç yüzyıldan beri Batı müziğinde yer alan ton sistemi bütünlük ve kuruluş yolunda dikkate değer bir etken olmuştur. Klasik çağ eseri yapısının temeli olan sergi, gelişme ve serginin tekrarı gibi bölmeler içindeki bütün ustalık, ton sistemi dolayında çok daha belirgin hale gelmiştir…

Peki, Doğu ve Batı olmak üzere iki hat üzerinde şekillenen müzikal nakışlar enstrümanlara da nüfuz etmiş midir? Evet etmiştir.

İsterseniz hep birlikte bu farkı Keman Akordu üzerinde inceleyelim…

Keman dendiğinde hepimizin gözünün önüne gelen görüntü hemen hemen aynıdır ve şöyle bir şeydir:

Ancak keman hiç de öyle göründüğü kadarıyla yetinen bir çalgı aleti değildir… Keman, eğitimi bakımından ikiye ayrılan bir enstrümandır. Bunlardan birincisi Türk Sanat Müziği Kemanı iken; ikincisi Klasik Batı Müziği Kemanıdır…

Peki, neden iki ayrı keman eğitimine ihtiyaç duyulmuştur? Aralarında nasıl bir fark vardır?

Bu noktada farkın esas belirleyicinin akord sistemi olduğunu söylemeliyiz…

Akort Farklılıkları

Batı Müziğinde Kemanda tellerin sıralanışı yani keman akort sesleri kalın telden ince tele doğru Sol – Re – La – Mi şeklindedir ve notaların harf karşılıkları da sırasıyla kalın telden ince tele doğru G – D – A – E şeklindedir.

Türk Müziğinde ise keman tel isimleri  Do – Sol – Re – La şeklindedir. Her iki akort düzeni de tam 5 li ses sistemine aittir.

Türk Sanat müziğinde Kemanın şekillenişine bakacak olursak da şunu fark ederiz: Teknikten çok makamsal geçişler ön plana çıkar. Nitekim bu durumun bir sonucu olarak Batı Müziğinde kullanılan Keman yastığının, Türk Müziğinde kullanım şartı bulunmadığını görürüz.

Kemanda Batı Müziği ve Türk Müziği Akordu

Bir diğer ayrışma noktası ise; Klasik Batı Müziğinde yarım ses yahut tam ses bulunurken, Türk sanat Müziği Eğitiminde Koma dediğimiz çeyrek sesler de bulunur.

Bu farklılıkların yanı sıra yapı olarak oldukça benzer iki keman arasında belirgin olmayan bir de görünüş farkı vardır: Genellikle Türk Sanat Müziği’nde eğitim verilecek Kemanda klavye kısmı daha geniş iken eşik kısmı ise olabildiğince alçak kullanılır. Klasik Batı Müziğinde yayın ağır olanı çok daha iyiyken, Türk Sanat Müziğinde Koma denen çeyrek seslerin verilebilmesi için hafif bir yay kullanımı tercih edilir.

*Eğer Batı Müziği ve Türk Müziği’ndeki ses farklılığını piyanoda anlatmak isteseydik şöyle bir şablon ile karşılaşacaktık:

Türk müziğinin ses sistemi, piyanoda iki beyaz tuş arasındaki siyah tuşlarla temsil edildiği gibi, tüm notaların iki yarım tona bölündüğü Batı müziğinden oldukça farklıdır. Türk Müziğinde ise genel olarak tonun tamamı ikiye değil dokuz aralığa bölünmüş olarak kabul edilir. Oktavın Batı sisteminde 12 tonu bulunurken, Türk müziğinde ise 43 ‘perde’ veya mikro ton vardır. Diğer bir deyişle, Türk müziği için bir piyano yapacak olsaydık, her iki beyaz tuş arasında en az sekiz siyah tuş olması gerekirdi! Batı müziğinde olmayan bu “aralıklar”, Türk müziğine özel karakterini veren şeydir. Batılı enstrümanlarda Türk müziğinin çalınamamasının da nedeni tam olarak budur.

Daha Fazlası İçin Bize Ulaşın

Daha fazla enstrüman bilgilerine ulaşmak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz. Ayrıca kurslarımız hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşmak için bizi 0507 95 96 333 numaralı telefonumuzu arayabilir ya da mesaj bırakabilirsiniz.

Aklınızda oluşan soru işaretlerini gidermek için direk sanat merkezimize de gelebilirsiniz. Özellikle önceden arayıp randevu alarak ücretsiz bir şekilde resim hocamıza danışabilirsiniz.

Erturgut Sanat Merkezine Nasıl Gelebilirim?

Sanat merkezimize İzmir’in her yerinden metroyla, otobüsle, vapurla ulaşım çok kolaydır. Karşıyaka dışından gelmek zor diye düşünmeyin sanat merkezimizin ulaşımı çok kolay, konumu da çok merkezidir.

İzmir’in neresinden isterseniz kolaylıkla gelebilirsiniz. Kaliteli bir eğitim istiyorsanız, mesafe bana uzak diye düşünmeden önce kesinlikle bir kez sanat merkezimizi ziyaret etmeli ve en azından bizimle bir kahve, bir çay içip sanat merkezimizde gerçekleşen eğitimler hakkında bilgi alıp, sıcak, samimi, eğlenceli sanat ortamımızı kendiniz görmelisiniz.

Karşıyaka Yelken Klübünün 300 metre, Bostanlı tarafına doğru  ilerisinde, halı sahaların çaprazında, Lion Kafe’nin yanında  zemin katta, Karşıyaka Yalı’ da sahilde yer almaktadır.

Aynı zamanda msn@erturgutsanatmerkezi.com mail adresimizden de bize ulaşıp hemen geri dönüş ile aklınızdaki soru işaretlerini giderebilirsiniz. Mutlu, umutlu, sağlıklı, sanat ve sağlıkla dolu günler dileriz